|
|
|
|
|
SELVİ KILIÇDAROĞLU, ANNELER GÜNÜ'NDE ULUDERELİ ANNELERİ ZİYARET ETTİ
MASA TENİSİ ŞAMPİYONLARINA MADALYA VERİLDİ
ŞIRNAK MYO ÇOCUK ŞENLİĞİ DÜZENLEDİ
Foto Galeri
Video Galeri
Anket
Link Bankası
İstatistik
İp Adresiniz: 38.107.179.222
Sitemizi bugün 2612 kişi ziyaret etmiştir.
Sitemizi şuana kadar toplam 4443370 kişi ziyaret etmiştir.
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

KAPLAN, SON KCK OPERASYONLARI İLE İLGİLİ AÇIKLAMA YAPTI

20 Aralık 2011 Salı 17:22
BDP Grup Başkanvekili ve Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan yaptığı açıklamada “AKP Hükümeti’nin terörle mücadele adı altında devreye koyduğu entegre projenin, entegre planın bugünkü aşaması özgür, muhalif basına yönelik darbe dönemlerini aratmayan toplu gö
ŞIRNAKHABER - BDP Grup Başkanvekili ve Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Dicle Haber Ajansı, Özgür Gündem Gazetesi ve Etkin Haber Ajansı, Etik Ajans ve Gün Matbaası"nı hedef alan operasyonlar kapsamında yapılan göz altılarla ilgili basın toplantısı düzenledi. Kaplan yaptığı basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“AKP Hükümeti"nin terörle mücadele adı altında devreye koyduğu entegre projenin, entegre planın bugünkü aşaması özgür, muhalif basına yönelik darbe dönemlerini aratmayan toplu gözaltı operasyonları olarak gerçekleşti. Muhalif basın yayın kuruluşları olan Dicle Haber Ajansı, Özgür Gündem Gazetesi ve Etkin Haber Ajansı"nın yanı sıra Etik Ajans ve Gün Matbaası"nı hedef alan operasyonlar kapsamında bu sabaha karşı İstanbul, Ankara, Diyarbakır, Van, Adana ve Mersin"de eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. Operasyon kapsamında onlarca gazete gözaltına alınmış durumdadır. Kürt medyasını ve muhalif gazetecileri hedef alan bu operasyonun temel hedefi özgür basın başta olmak üzere muhalif bütün basın yayın kuruluşlarını susturmak, sindirmek, etkisiz hale getirmektir. Bu operasyonlar kesinlikle hukuki ve meşru değildir, tamamen siyasidir, hukuk dışıdır, meşruiyetten uzaktır. Siyasi tutuklama operasyonlarının bir devamıdır.”
Bu tutuklamaların Ak Parti Hükümeti"nin otoriter-milliyetçi-baskıcı-tekçi bir zihniyetle Türkiye"yi yeniden dizayn etme projesinin bir parçası olduğunu ileri süren Kaplan
“Baskıcı-statükocu rejimler Ortadoğu"da yıkılmaya yüz tutarken, Türkiye"de ise statüko daha da güçlü kılınmaya çalışılmaktadır. Bu nedenle, demokrasi, hukuk, özgürlükler, adalet askıya alınmıştır. Türkiye"de artık hukuktan, adaletten, bağımsız ve tarafsız bir yargıdan söz edilemez. Bütün bu siyasi tutuklama operasyonları yargının değil, Hükümetin devreye koyduğu bir konsept dahilinde sürdürülmektedir. Nitekim Başbakan Yardımcısı Sayın Beşir Atalay, iki gün önce entegre bir plandan söz ederek, hükümetin bu sürecin bizzat yürütücüsü olduğu gerçeğini artık gizlememiştir. Dolayısıyla bugün yaşananlar çok açık bir sivil darbe sürecidir. AKP"nin kendisi statükocu sisteme dönüşmüş ve statükonun geçmişteki faşizan uygulamalarını olduğu gibi daha da kapsamlı hale getirerek devralmıştır. Geçmişte Genelkurmay karargâhlarında, özel harp dairelerinde üretilen planlar, hazırlanan andıçlar bugün AKP merkezli olarak devreye konulmaktadır. İnternet Andıcı, Eylem Destek Planı, teori Ergenekon sanıklarından, şimdi uygulamayı AKP Hükümeti yapıyor. Kenan Evren"in, faşist cuntanın bitiremediği işi bu gün AKP tamamlamaya çalışmaktadır. Bu nedenle gazetecisinden siyasetçisine, akademisyeninden sanatçısına varıncaya kadar muhalif kim varsa cezaevine atılmaktadır.” dedi.
Statükonun bir dönem irticayla mücadele adı altında devreye koyduğu planların aynısının bugün Ak Parti eliyle muhalif kesimlere ve Kürtlere karşı uygulandığını savunan Kaplan şöyle dedi:
“Başbakan"ın altında imzasının bulunduğu 2006 tarihli "Bölücü faaliyetlere karşı eylem planı" başlıklı andıç adım adım uygulanmaktadır. O belge açıkça Kürtleri susturma belgesidir ve yürürlüğe girdiği tarihten buyana Kürt demokratik muhalefetini sindirmek, susturmak, etkisiz hale getirmek için her türlü hukuk dışı yöntem ve araçlarla fütursuzca uygulanmaktadır.
Binlerce siyasetçinin tutuklanması, Kürtleri susturma projesinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Kürtleri susturma projesinin bugünkü ayağında Kürt basını hedef alınmıştır. 3 Aralık 1994"te Özgür Ülke Gazetesi bombalandı, havaya uçuruldu. Birkaç gün sonra bu bombalamanın belgesi ortaya çıktı ve dönemin Başbakanı Tansu Çiller"in imzasını taşıyan "terör örgütünün yayın organı bertaraf edilmelidir" belgesi deşifre oldu.
Ama özgür basın uğradığı bunca saldırıya rağmen susturulamadı. Tansu Çiller"in 1994"te yarım bıraktığı işi, Kürt basınını susturma planını bugün AKP sonuçlandırmaya çalışmaktadır. Bugün yapılan operasyonların 1994"teki saldırılarla hiçbir farkı yoktur. 1990"larda faili meçhul cinayetlerle, bombalamalarla, yargısız infazlarla susturmaya çalıştılar, bugün yargısal infazlarla, tutuklama operasyonlarıyla ezmeye çalışıyorlar. AKP Hükümeti"nin ileri demokrasisinin geldiği aşama işte bu olmuştur. Binlerce siyasetçinin, muhalifin, gazetecinin tutuklandığı, Türkiye"nin yarı açık bir cezaevine dönüştürüldüğü, andıçların, muhaliflere yönelik eylem planlarının artık hükümet eliyle yürütüldüğü bir Türkiye"yle karşı karşıyayız.
Açılımı, demokrasi adımlarını, hukukun üstünlüğünü, siyasi çözüm projelerini bir kenara bırakan AKP Hükümeti, Türkiye"nin en temel problemi olan Kürt sorununu yargının önüne atmış ve emrindeki polis gücüne "gözaltına al", güdümündeki yargıya da “tutukla” emrini vermiştir. Dağda, bayırda, kentte operasyonlarla, binlerce tutuklamalarla bu sorunu çözeceğini sanan Hükümet çok feci bir şekilde yanılmaktadır, ya da yanıltılmaktadır. Güvenlik kafasıyla, yargısal operasyonlarla sorunun çözülmeyeceğini er geç AKP de anlayacak ve görecektir.
Kürt sorunu siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel boyutları olan köklü bir sorundur. Çözüm de ancak bütün boyutlarını kapsayan demokratik adımlarla mümkündür. Baskı, hukuksuzluk, operasyonlar sorunun daha da derinleşmesine yol açmakta, çözümsüzlüğü derinleştirmektedir.”

Bu haber toplam 885 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Şırnak Canlı İzle
İSRAİL
Günün Karikatürü
Karikatür