Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Hostbine Bilişim
Foto Galeri
Video Galeri
Link Bankası
İstatistik
İp Adresiniz: 38.107.179.223
Sitemizi bugün 2599 kişi ziyaret etmiştir.
Sitemizi şuana kadar toplam 4443357 kişi ziyaret etmiştir.
Karakter boyutu :

KAPLAN “ERKEK MECLİS BAŞKAN VEKİLLERİ TARAF”
14 Aralık 2011 Çarşamba 18:54
Barış ve Demokrasi Partisi (BD) Grup Başkanvekili ve Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan Meclis kürsüsünde bardak kırmasıyla ilgili yaptığı açıklamada erkek Meclis Başkanvekillerinin ‘taraf’ olduklarını savunarak “Meclisin kadın başkan vekilleri muhalefet pa
ŞIRNAKHABER - BDP Grup Başkanvekili ve Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan geçtiğimiz günlerinde meclis kürsüsünde konuşma yaptığı sırada su bardağını kırması olayı ile ilgili açıklamalarda bulundu
“Meclis başkan vekilleri "fırak" giydikten sonra, parti rozetlerini çıkarırlar, başkanlık divanında tarafsız ve bağımsız olmaları gerekir.” diyen Kaplan sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Meclisin açılışından bu yana yaşanan sert tartışmalar, kavgalar hep AKP"li erkek başkan vekilleri yönetimi zamanında oldu. Muhalefetin susturulması, sesinin kesilmesi, kendi partililerini koruma olayları yaşandı. AKP"li İdare amiri, Grup Başkanvekillerinin fiili saldırıları karşısında, özür dilenmediği gibi, içtüzük disiplin hükümleri de işletilmedi, "h…s…tir" diyen Meclis başkan vekili ise sadece özürle geçiştirildi. Bardak olayı bu yönetim sırasında işlendi. Canlı yayın ve tutanak olmasına rağmen, AKP"li erkek başkan vekili, partisinin grup başkan vekilini, ikaz etmedi, özre davet etmedi, içtüzük disiplin hükümlerini işletmedi, aksine, bizden savunma isteyip, mecliste AKP çoğunluğuna oylatıp "engizisyon mahkemesi" kurarak "kınama" cezası" vermek istediler. Başkanın bu tutumuna sesiz kalamazdım, üç kez başkanı uyardım, gereğini yap tarafsız ol dedim, görevini yerine getirmedi, bu nedenle çekilmesini istedim, başkan gereğini yapmadı, özür dilenmeyince öfkemi tepkimi bardak kırarak yaptım. Sonra; Başkan kınama cezası vermekten vazgeçti, grup başkan vekili sözlerini geri aldı. Peki, bunun için bardak mı kırmam gerekiyordu, hayır, iç tüzüğün gereği yapılsaydı bunlar yaşanmazdı.”
KADIN MECLİS BAŞKAN VEKİLLERİ OLSAYDI BU OLAY YAŞANMAZDI
Meclisin kadın başkan vekilleri muhalefet partilerinden, Akşener ve Mumcu"nun görevde oldukları sırada kesinlikle iç tüzüğü işleteceklerini ve gereğini yapacaklarını söyleyen Kaplan bu durumda böylesi bir olayın yaşanmayacağını savunarak şu şekilde devam etti:
“Kadın başkanlar erkeklerden daha adil, tarafsız görev yapıyor. Medya bu konuda iyi sınav vermedi, hakaret, küfür, tehdidi, görevini yapmayan başkanı yok saydı, üç gündür bardağın neden kırıldığını kamuoyuna vermedi. Nedenleri ve önlenmesi konusunda çoğunluk diktası uygulamalarının risklerine dikkat çekmedi, sadece "nasıl kırdı?" haberleri, mecliste şiddet sunumları iktidara biat noktasında düşülen teslimiyetin resmidir. BDP grubu olarak mecliste ve dışarıda her gün şiddete, hukuksuzluğa, zorbalığa, gaza en fazla saldırıya uğrayan partiyiz, milletvekillerinin kemikleri kırıldı ve emniyet müdürlerini AKP iktidarı terfi ettirirken, milletvekili kemikleri kırılırken susan yandaş medya, bir kırık bardakta fırtına koparıyor.
Sinirlerin yay vaziyetinde olduğu mecliste en sorumlu davranan grup yine BDP"dir, kalplerin, umutların ve onurumuzun kırılmasına asla izin vermeyeceğiz. Meclisin bu hale gelmesinde gerginlikte yüzde seksen iktidar ve ana muhalefet sorumludur, meclisi kayıkçı kavgasına boğuyorlar.”
HER ELEŞTİRİ SATAŞMA DEĞİLDİR
Hükümet sustuğunu ve AK Parti Grup başkan vekillerinin ortalığı durmadan velveleye verdiğini söyleyen Kaplan “Başbakan ve bakanlar onlara göre dokunulmaz ve eleştirilemezler arasında. Bütçe görüşmelerinde AKP hükümetinin 10"ncu bütçesini tartışıyoruz. Muhalefet olarak elbette eleştireceğiz, her eleştiri sataşma değildir. Eleştirilerimize, varsa sataşmaya karşı cevap vermesi gereken hükümet /yürütmedir, hükümetin bakanların cevap hakları var, süre sorunları da yok. Ancak, Yasama görevi yapan mecliste AKP grup başkan vekilleri, muhalefetin her sözünde "sataşma" var gerekçesiyle söz alıp, kendi meclis başkan vekilleri de her defasında söz verip, yürütmeyi savunuyorlar, çoğunluklarına güvenip muhalefeti susturmaya sindirmeye çalışıyorlar, meclisi adeta tribünlere çeviriyorlar, yasama ve yürütmeyi aynı düzleme koyuyorlar. Oysa hükümetin dışında kendilerinin de muhalefet kadar söz hakları var ve orada cevap verme yerine, kürsüde muhalefeti susturma taktiği uyguluyorlar.” dedi.
CEZAEVLERİNDE İSYAN-TOPLUMDA İNFİAL VAR
Kaplan “Sporda şike yasası sonrası tahliyeler başladı, üç gündür telefonlarım susmuyor. Düşünce suçlarından, ekonomik suçlara cezaevlerinde olanlar ayrımcı, adaletsiz olarak değerlendiriyorlar. Uzun tutukluluk süreleri huzursuzluk, öfke, gerginlik yaratıyor. Cezaevleri kaynıyor, toplumda infial var. Grubu olan parti liderleri meclisin açılışından bu yana yaşanan bu gerginlikleri gidermek, daha vahim olayların olmasını önlemek için, harekete geçmelidir. Muhalefete her gün siyasi operasyonlar yapıldığı, özel mahkemelerin, savcıların, polisin hukuk tanımadığı, 8 milletvekilinin tutuklu olduğu, düşünce açıklamanın suç sayıldığı bir ortamda yeni bir anayasa sürecinin sağlıklı işlemesi mümkün değildir.” diye konuştu.
“BEYAZ BİR SAYFA”
Şırnak"tan yeni döndüğünü hatırlatan Kaplan “Gördüğüm manzaralar dehşet vericidir, yirmişer gruplu kar maskeli özel timler ilçelerde sokaklarda geziyor, ev basıyor, taş atan çocukları topluyorlar, girdikleri evi dağıtıyor, muhtarların, ailenin gözü önünde çocukları dövüp "taş atacağınıza dağa çıkın bize kurşun atın” diye hakaret ediyorlar, mahkemeye sevk edilenler tutuklanıyor. İdil ilçesinde 9 çocuk ordayken tutuklandı. Çocukların karar sonrası ailelerine söyledikleri anlamlı; "dağa değil okula gidiyoruz." Milletvekillerinin de tutuklu olduğu KCK ana davasında, yargılamaya saat 11.00 de başlanıyor, 12.00"de ara veriliyor,14.00"te tekrar başlanıyor, sadece gizli tanık ifadesi diye iki yazılı delil okunuyor, duruşma 26 Aralık tarihine erteleniyor. Kürtçe savunmanın yasak ve bilinmeyen/anlaşılmayan dil olduğu davada "Kürtçe" konuşmalar aleyhe delil olarak okunuyor. Tam bir trajik yargı tiyatrosu yaşanıyor. Tutukluluk süresi ise üç yıla yaklaşıyor, istenen cezanın asgari haddini yatmış olan milletvekilleri, belediye başkanları seçilmiş yöneticilerin tahliye talepleri reddediliyor. Aynı gün şike sanıkları tahliye ediliyor. Operasyonlar ise durmadan sürüyor. Bu sürdürülemez bir durumdur, cezaevlerini doldurarak, muhalifleri sindirerek, susturarak, özel mahkemelerde olağan üstü yargılamalar, yaşanan adaletsizlik kamu vicdanında mahkum olmuştur. Devlet kendisine karşı işlenen siyasi suçlarda muhtelif dönemlerde defalarca af çıkarmıştır. Bugüne kadar AKP ise sadece ekonomik suçlarda, görevi kötüye kullanma, ihale, işkence ve yüz kızartıcı suçlarda; onlarca defa af ve ceza indirimine gitti; en son olarak şike yasasına el attı, bu ayrımcılığa son verilmelidir. Artık yeni "beyaz bir sayfanın" açılma zamanı gelmiştir. Toplumu gerginliklerden kurtarmak, adalet duygusunu geliştirmek, barışı sağlamak için adım atılmalıdır.” ifadelerini kullandı.
“Meclis başkan vekilleri "fırak" giydikten sonra, parti rozetlerini çıkarırlar, başkanlık divanında tarafsız ve bağımsız olmaları gerekir.” diyen Kaplan sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Meclisin açılışından bu yana yaşanan sert tartışmalar, kavgalar hep AKP"li erkek başkan vekilleri yönetimi zamanında oldu. Muhalefetin susturulması, sesinin kesilmesi, kendi partililerini koruma olayları yaşandı. AKP"li İdare amiri, Grup Başkanvekillerinin fiili saldırıları karşısında, özür dilenmediği gibi, içtüzük disiplin hükümleri de işletilmedi, "h…s…tir" diyen Meclis başkan vekili ise sadece özürle geçiştirildi. Bardak olayı bu yönetim sırasında işlendi. Canlı yayın ve tutanak olmasına rağmen, AKP"li erkek başkan vekili, partisinin grup başkan vekilini, ikaz etmedi, özre davet etmedi, içtüzük disiplin hükümlerini işletmedi, aksine, bizden savunma isteyip, mecliste AKP çoğunluğuna oylatıp "engizisyon mahkemesi" kurarak "kınama" cezası" vermek istediler. Başkanın bu tutumuna sesiz kalamazdım, üç kez başkanı uyardım, gereğini yap tarafsız ol dedim, görevini yerine getirmedi, bu nedenle çekilmesini istedim, başkan gereğini yapmadı, özür dilenmeyince öfkemi tepkimi bardak kırarak yaptım. Sonra; Başkan kınama cezası vermekten vazgeçti, grup başkan vekili sözlerini geri aldı. Peki, bunun için bardak mı kırmam gerekiyordu, hayır, iç tüzüğün gereği yapılsaydı bunlar yaşanmazdı.”
KADIN MECLİS BAŞKAN VEKİLLERİ OLSAYDI BU OLAY YAŞANMAZDI
Meclisin kadın başkan vekilleri muhalefet partilerinden, Akşener ve Mumcu"nun görevde oldukları sırada kesinlikle iç tüzüğü işleteceklerini ve gereğini yapacaklarını söyleyen Kaplan bu durumda böylesi bir olayın yaşanmayacağını savunarak şu şekilde devam etti:
“Kadın başkanlar erkeklerden daha adil, tarafsız görev yapıyor. Medya bu konuda iyi sınav vermedi, hakaret, küfür, tehdidi, görevini yapmayan başkanı yok saydı, üç gündür bardağın neden kırıldığını kamuoyuna vermedi. Nedenleri ve önlenmesi konusunda çoğunluk diktası uygulamalarının risklerine dikkat çekmedi, sadece "nasıl kırdı?" haberleri, mecliste şiddet sunumları iktidara biat noktasında düşülen teslimiyetin resmidir. BDP grubu olarak mecliste ve dışarıda her gün şiddete, hukuksuzluğa, zorbalığa, gaza en fazla saldırıya uğrayan partiyiz, milletvekillerinin kemikleri kırıldı ve emniyet müdürlerini AKP iktidarı terfi ettirirken, milletvekili kemikleri kırılırken susan yandaş medya, bir kırık bardakta fırtına koparıyor.
Sinirlerin yay vaziyetinde olduğu mecliste en sorumlu davranan grup yine BDP"dir, kalplerin, umutların ve onurumuzun kırılmasına asla izin vermeyeceğiz. Meclisin bu hale gelmesinde gerginlikte yüzde seksen iktidar ve ana muhalefet sorumludur, meclisi kayıkçı kavgasına boğuyorlar.”
HER ELEŞTİRİ SATAŞMA DEĞİLDİR
Hükümet sustuğunu ve AK Parti Grup başkan vekillerinin ortalığı durmadan velveleye verdiğini söyleyen Kaplan “Başbakan ve bakanlar onlara göre dokunulmaz ve eleştirilemezler arasında. Bütçe görüşmelerinde AKP hükümetinin 10"ncu bütçesini tartışıyoruz. Muhalefet olarak elbette eleştireceğiz, her eleştiri sataşma değildir. Eleştirilerimize, varsa sataşmaya karşı cevap vermesi gereken hükümet /yürütmedir, hükümetin bakanların cevap hakları var, süre sorunları da yok. Ancak, Yasama görevi yapan mecliste AKP grup başkan vekilleri, muhalefetin her sözünde "sataşma" var gerekçesiyle söz alıp, kendi meclis başkan vekilleri de her defasında söz verip, yürütmeyi savunuyorlar, çoğunluklarına güvenip muhalefeti susturmaya sindirmeye çalışıyorlar, meclisi adeta tribünlere çeviriyorlar, yasama ve yürütmeyi aynı düzleme koyuyorlar. Oysa hükümetin dışında kendilerinin de muhalefet kadar söz hakları var ve orada cevap verme yerine, kürsüde muhalefeti susturma taktiği uyguluyorlar.” dedi.
CEZAEVLERİNDE İSYAN-TOPLUMDA İNFİAL VAR
Kaplan “Sporda şike yasası sonrası tahliyeler başladı, üç gündür telefonlarım susmuyor. Düşünce suçlarından, ekonomik suçlara cezaevlerinde olanlar ayrımcı, adaletsiz olarak değerlendiriyorlar. Uzun tutukluluk süreleri huzursuzluk, öfke, gerginlik yaratıyor. Cezaevleri kaynıyor, toplumda infial var. Grubu olan parti liderleri meclisin açılışından bu yana yaşanan bu gerginlikleri gidermek, daha vahim olayların olmasını önlemek için, harekete geçmelidir. Muhalefete her gün siyasi operasyonlar yapıldığı, özel mahkemelerin, savcıların, polisin hukuk tanımadığı, 8 milletvekilinin tutuklu olduğu, düşünce açıklamanın suç sayıldığı bir ortamda yeni bir anayasa sürecinin sağlıklı işlemesi mümkün değildir.” diye konuştu.
“BEYAZ BİR SAYFA”
Şırnak"tan yeni döndüğünü hatırlatan Kaplan “Gördüğüm manzaralar dehşet vericidir, yirmişer gruplu kar maskeli özel timler ilçelerde sokaklarda geziyor, ev basıyor, taş atan çocukları topluyorlar, girdikleri evi dağıtıyor, muhtarların, ailenin gözü önünde çocukları dövüp "taş atacağınıza dağa çıkın bize kurşun atın” diye hakaret ediyorlar, mahkemeye sevk edilenler tutuklanıyor. İdil ilçesinde 9 çocuk ordayken tutuklandı. Çocukların karar sonrası ailelerine söyledikleri anlamlı; "dağa değil okula gidiyoruz." Milletvekillerinin de tutuklu olduğu KCK ana davasında, yargılamaya saat 11.00 de başlanıyor, 12.00"de ara veriliyor,14.00"te tekrar başlanıyor, sadece gizli tanık ifadesi diye iki yazılı delil okunuyor, duruşma 26 Aralık tarihine erteleniyor. Kürtçe savunmanın yasak ve bilinmeyen/anlaşılmayan dil olduğu davada "Kürtçe" konuşmalar aleyhe delil olarak okunuyor. Tam bir trajik yargı tiyatrosu yaşanıyor. Tutukluluk süresi ise üç yıla yaklaşıyor, istenen cezanın asgari haddini yatmış olan milletvekilleri, belediye başkanları seçilmiş yöneticilerin tahliye talepleri reddediliyor. Aynı gün şike sanıkları tahliye ediliyor. Operasyonlar ise durmadan sürüyor. Bu sürdürülemez bir durumdur, cezaevlerini doldurarak, muhalifleri sindirerek, susturarak, özel mahkemelerde olağan üstü yargılamalar, yaşanan adaletsizlik kamu vicdanında mahkum olmuştur. Devlet kendisine karşı işlenen siyasi suçlarda muhtelif dönemlerde defalarca af çıkarmıştır. Bugüne kadar AKP ise sadece ekonomik suçlarda, görevi kötüye kullanma, ihale, işkence ve yüz kızartıcı suçlarda; onlarca defa af ve ceza indirimine gitti; en son olarak şike yasasına el attı, bu ayrımcılığa son verilmelidir. Artık yeni "beyaz bir sayfanın" açılma zamanı gelmiştir. Toplumu gerginliklerden kurtarmak, adalet duygusunu geliştirmek, barışı sağlamak için adım atılmalıdır.” ifadelerini kullandı.
Bu haber toplam 1505 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Şırnak Canlı İzle
Günün Karikatürü









Bu habere ilk yorumu siz ekleyin.