Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Hostbine Bilişim
Foto Galeri
Video Galeri
Link Bankası
İstatistik
İp Adresiniz: 38.107.179.220
Sitemizi bugün 2495 kişi ziyaret etmiştir.
Sitemizi şuana kadar toplam 4443253 kişi ziyaret etmiştir.
Karakter boyutu :

DÜNYA ÜZERİNDEKİ NÜFUSUN YAKLAŞIK %20’Sİ GÜVENİLİR OLMAYAN İÇME SUYU KUL
11 Şubat 2010 Perşembe 11:59
Cizre Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Abdulkadir Daldal yaşanacak su kesintisi ve kesinti durumunda alınması gereken önlemler ve suyun kullanım şekli ile ilgili geniş kapsamlı bir bilgi verdi.
ŞIRNAKHABER - Cizre Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Abdulkadir Daldal Bölgede içme suyunun her üç günde bir akması ve vatandaşların suyu depolaması ile birlikte depolarda bekleyen suyun kullanım şekli ve temiz suyun önemi ve bireysel olarak alınabilecek önlemlerle ilgili çok önemli ve yararlı bilgiler verdi. Uzm. Dr. Abdulkadir Daldal konu ile ilgili verdiği bilgilerde çok önemli noktalara değindi. Daldal; “Topluma temiz ve güvenli su sağlanmasında süreklilik, toplum sağlığını korumada temel prensiptir. Bu konuda mümkün olan tüm alternatifler değerlendirilmelidir. Çünkü insan ve toplum sağlığını doğrudan etkileyen etmenler arasında belki de en önemlisi içme ve kullanma sularının sağlıklı temiz ve yeteri miktarda topluma ulaştırılmasıdır.
Yeryüzünün büyük bir bölümü sularla kaplı olmasına rağmen, sadece %2.5"i tatlı sudur. Söz konusu toplam tatlı su kullanımı içinde gıda ve içecek sanayilerinin (şişelenmiş su dahil) payı sadece %0.18 kadardır. Dünya üzerindeki nüfusun yaklaşık %20"si güvenilir olmayan içme suyu kullanmakta, yılda 200 milyon civarında insan su ile ilişkili hastalık¬lara yakalanmakta ve 2 milyondan fazla insan kirli sulardan kaynaklanan hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirmektedir. Yeryüzündeki tüm hastalık¬ların yarısına yakını sularla ilişkili olarak ortaya çıkmaktadır. Su ile bulaşan enfeksiyöz ishaller dünyadaki tüm ölüm nedenleri ara¬sında 2. sırada yer almaktadır. Bu durumda suların arıtılması ve dezenfeksiyonu, sağlıklı bir atık hijyeni sağlanması, sağlık ve hijyen konularında eğitim verilmesi su ile bulaşan infeksiyonları çok ciddi boyutlarda azaltacaktır.” dedi.
Dr. Daldal, “Suyla 80"den fazla farklı hastalık etkeni mikroorganizma bulaşabilir. Sulardan kaynaklanan hastalıklar her yaş grubundan insanı etkileyebilir. Özellikle, küçük çocuklar, gebeler, yaşlılar ve bağışıklığı baskılayıcı tedavi görenler, bu infeksiyon hastalıklarına daha duyarlıdır. Suyla bulaşan infeksiyon hastalıkları toplum içinde hızla yayılarak büyük salgınlara yol açabilir. Kimyasal maddelerle kirlenmiş sular da bir başka ciddi sağlık sorununu oluşturur. Su kesintisi sırasında veya sonrasında gelen şebeke suları, kuyu suları, tankerlerle taşınan ve dağıtılan sular, çeşme suları, artezyen suları, göl ve nehir gibi yüzey suları, sarnıçta biriktirilmiş yağmur suları ve depolarda biriktirilmiş sular, güvenli olmayan sulardır. Güvenli olmayan suların kullanılması, toplum sağlığı için ciddi bir tehdit olabilir. Bu suların içilmesi ve banyo, diş fırçalama gibi kişisel temizlik amacıyla kullanılması, bu sulardan buz yapılması, bu sularla sebze ve meyvelerin yıkanması, tifo, amipli dizanteri, basilli dizanteri, kolera, barsak parazitozu, hepatit A, hepatit E, leptospiroz ve tularemi gibi ülkemiz için de önemli olan infeksiyon hastalıklarının bulaşmasına neden olabilir. Bu hastalıklar, gerekli temizlik kurallarına uyulmaması halinde insandan insana da bulaşabilir.” ifadelerini kullandı.
Uzman Dr.Daldal; “Cizre"de su kesintilerinin çok sık yaşanması halkın su ihtiyaçlarını kendi bireysel yöntemleriyle karşılamaya yönlendirmektedir. Bu amaçla ev içi ve/veya ev dışı su depoları yapma, kuyu açma, tankerlerle su taşınması, çeşme suları, nehir suyu, depo ve sarnıçlarda yağmur suyu biriktirme gibi yollarla su ihtiyacı karşılanmaya çalışılmaktadır.
Su kesintileri sırasında boruların içinde dış ortama göre daha düşük, yani negatif bir basınç oluşur. Çoğunlukla dışkı kaynaklı çeşitli mikroplar bu kirli sularla boruların içine sızabilir. Boruların içine çevrede bulunan kirli suların emilmesi, sonradan şebekeye temiz olarak verilen suyun da musluklardan kirlenmiş olarak gelmesine neden olur. Öte yandan, akımın durması veya yavaşlaması sonucunda su borularının iç yüzeyinde oluşan ve biyofilm olarak adlandırılan tabakadaki mikroplar sayıca çoğalabilir.
Önlemler alınmadığı zaman su kaynaklı salgınlar oluşmakta ve ciddi boyutlara ulaşabilecek bir halk sağlığı sorunu haline gelebilmektedir. Bu nedenle bu tür salgınları engellemek için hem yerel yönetimler yüzeyinde hem de bireysel olarak önlemler alınmalıdır.” dedi.
BİREYSEL OLARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER
Su kesintilerinin yaşandığı dönemlerde kişiler tarafından sıklıkla aşırı miktarda su depolanmakta ve depolanan suların bir kısmı kullanılmadan önce uzun süre bekletildiğini ifade eden Uzm. Dr. Abdulkadir Daldal, “Uzun süre bekleyen sularda zaman içerisinde mikrop sayısı önemli derecede artacağından ihtiyaç fazlası su depolamak uygun değildir. Bu durumda sular geldiğinde öncelikle depolanmış suyu tüketip yeniden taze su depolanmalıdır.
Tüm su borularında zaman içerisinde gözle fark edilemeyecek çok küçük delikler oluşabilmektedir. Bu delikler çok küçük olmakla birlikte borunun çevresindeki kanalizasyon sızıntılarını, tehlikeli elementleri, metalleri ve mikropları geçirebilecek büyüklüktedir. Su kesintisi sırasında ana boru içindeki basınç sıfıra düşeceğe için su borularının çevresindeki kanalizasyon sızıntıları, tehlikeli ve kirli maddeler, ve kirli sular şebeke boruları içine girebilir. Ayrıca daha ince borulardaki basınç ana borudan daha fazla olur. Bunun sonucunda su geriye doğru akacaktır. Örneğin; çamaşır makinesinin içindeki su, içine hortum atılmış bir havuz veya küvetteki su, şebekeye geri emilebilir. Bu şekilde toplu zehirlenme ve salgınlara neden olabilen pis sular su şebekesine girebilir. Bu nedenle su kesintisinden sonra sular yeniden geldiğinde 3-5 dakika ilk gelen su içilmemeli. Ancak boşa akıtıp israf etmemeli ilk gelen suyu tuvalet temizliği vb işlerde kullanmalıdır.” dedi.
İÇME AMACIYLA KULLANILACAK SU KAYNATILMALI
Vatandaşların evlerinde içme amacıyla kullanacağı suyu kesinlikle kaynatması gerektiğini ifade eden Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzm.Dr. Abdulkadir Daldal, “Evlerde damacanalardan su almak için kullanılan pompalar, kullanılmaya başlandıktan kısa süre sonra kirlenirler. Bu nedenle bu tür pompalar mutlaka kullanılacaksa düzenli aralıklar da %1"lik klorlu su içerisinde bekletilmesi ve içerisinden %1"lik klor solüsyonu geçirilmesi gerekmektedir. Temizleme süresi damacana değiştirme zamanlarında olmalıdır. Ev içi küçük depolar (100 – 500 litre vb) su depolamak için uygun değildir. Bu tür depolar hangi maddeden üretilmiş olursa olsun zamanla iç yüzeylerinde mikroorganizma, alg ve yosunlar veya bunları içeren tabakalar meydana gelecektir. Büyük çaplı depolar gibi kolayca temizlenemeyeceklerinden bir süre sonra bu depolar kirlilik kaynağı haline gelecektir. Bu tür depoların kullanılmasının zorunlu olduğu durumlarda depoların insan ve diğer canlılara karşı fiziksel güvenliği sağlanmalı, su depoları yılda en az iki kez temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir. Su kesintileri döneminde özellikle su şebekesine doğrudan bağlı olan ve şebekeden otomatik olarak su alan sistemler (çamaşır makinesi, bulaşık makinesi vb.) şebekeye atık su verebilmektedir. Bu nedenle su kesintisi döneminde bu tür cihazların şebekeden su aldıkları vanalar kapatılmalı veya şebekeyle cihazın irtibatı kesilmelidir.
Güneş ışınları birçok mikroorganizmanın ölmesine neden olurken, sudaki diğer birçok mini canlının da üremesinin artmasına ve suda bazı tehlikeli kimyasalların oluşmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle içme ve kullanma suları doğrudan güneş ışığına maruz kalmamalıdır. Suları soğuk ortamda saklamak ve hatta buz haline getirmek mikroorganizmaları öldürmez, sadece üremelerini engeller. Bu nedenle buzdolabında bekletilen sularda da hastalık riski olabilir. Klor toplumsal olarak kullanılan suların dezenfeksiyonu için bilinen en ideal ve güvenilir yöntemdir. Ancak bireysel kullanım sırasında dikkatli olunmalı ve mutlaka %1"lik klor solüsyonu kullanılmalıdır. İçme sularının bir litresine; %1"lik klor solüsyonundan 10–12 damla ilave edilmesi genel olarak uygun klor dozuna ulaşılmasını sağlamaktadır. Sebze ve meyvelerin yıkanmasında kullanılacak klorlu yıkama suyu için de 1 litre suya 20–25 damla yeterli olacaktır. Sebze ve meyvelerin genelde 30–35 dakika bu suda bekletilmesi uygun olacaktır. %1"lik klor solüsyonu hazırlanması çok kolaydır:1 bardak çamaşır suyunun üzerine 9 bardak normal su konularak kolayca hazırlanır. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta kullanılan çamaşır suyu herhangi bir katkı maddesi içermemesi ve %10 aktif klor (sodyum hipoklorit) içermesidir.
Kişisel olarak kullanmak üzere % 1"lik klor solüsyonu yerine klor tabletleri (üzerlerinde yazan dozajlama talimatına göre) de kullanılabilir. Kontrolsüz ve denetimsiz su kaynaklarından su temin edilmemelidir (ruhsatsız su dağıtım tankerleri, kaynağı bilinmeyen damacana suları, ruhsatsız doğal sular vb.).
Kuyu sularının genel olarak kolayca kirlenebileceği ve arıtma – dezenfeksiyon uygulanmadan kullanımlarının sağlıklı olmayacağı kabul edilmelidir. Bu nedenle kuyu sularının kullanımı ilk tercih olmamalıdır. Kullanılmasının mecburi olduğu durumlarda kuyu suları da diğer sular gibi kullanımdan önce klorlanmalıdır.” ifadelerini kullandı.
Su ve suyun önemi, kullanım şekli, bireysel olarak alınması gereken önlemler, su kesintisinde neler yapılmalı ve buna benzer alınması ve uygulanması pratik olan konularda geniş bir şekilde bilgi veren Cizre Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzm. Dr. Abdulkadir Daldal son olarak damacana veya diğer ambalajlanmış suların tamamının güvenli olmayacağı dikkate alınmalı, su seçimine özen gösterilmesi gerektiğini ifade etti.
Yeryüzünün büyük bir bölümü sularla kaplı olmasına rağmen, sadece %2.5"i tatlı sudur. Söz konusu toplam tatlı su kullanımı içinde gıda ve içecek sanayilerinin (şişelenmiş su dahil) payı sadece %0.18 kadardır. Dünya üzerindeki nüfusun yaklaşık %20"si güvenilir olmayan içme suyu kullanmakta, yılda 200 milyon civarında insan su ile ilişkili hastalık¬lara yakalanmakta ve 2 milyondan fazla insan kirli sulardan kaynaklanan hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirmektedir. Yeryüzündeki tüm hastalık¬ların yarısına yakını sularla ilişkili olarak ortaya çıkmaktadır. Su ile bulaşan enfeksiyöz ishaller dünyadaki tüm ölüm nedenleri ara¬sında 2. sırada yer almaktadır. Bu durumda suların arıtılması ve dezenfeksiyonu, sağlıklı bir atık hijyeni sağlanması, sağlık ve hijyen konularında eğitim verilmesi su ile bulaşan infeksiyonları çok ciddi boyutlarda azaltacaktır.” dedi.
Dr. Daldal, “Suyla 80"den fazla farklı hastalık etkeni mikroorganizma bulaşabilir. Sulardan kaynaklanan hastalıklar her yaş grubundan insanı etkileyebilir. Özellikle, küçük çocuklar, gebeler, yaşlılar ve bağışıklığı baskılayıcı tedavi görenler, bu infeksiyon hastalıklarına daha duyarlıdır. Suyla bulaşan infeksiyon hastalıkları toplum içinde hızla yayılarak büyük salgınlara yol açabilir. Kimyasal maddelerle kirlenmiş sular da bir başka ciddi sağlık sorununu oluşturur. Su kesintisi sırasında veya sonrasında gelen şebeke suları, kuyu suları, tankerlerle taşınan ve dağıtılan sular, çeşme suları, artezyen suları, göl ve nehir gibi yüzey suları, sarnıçta biriktirilmiş yağmur suları ve depolarda biriktirilmiş sular, güvenli olmayan sulardır. Güvenli olmayan suların kullanılması, toplum sağlığı için ciddi bir tehdit olabilir. Bu suların içilmesi ve banyo, diş fırçalama gibi kişisel temizlik amacıyla kullanılması, bu sulardan buz yapılması, bu sularla sebze ve meyvelerin yıkanması, tifo, amipli dizanteri, basilli dizanteri, kolera, barsak parazitozu, hepatit A, hepatit E, leptospiroz ve tularemi gibi ülkemiz için de önemli olan infeksiyon hastalıklarının bulaşmasına neden olabilir. Bu hastalıklar, gerekli temizlik kurallarına uyulmaması halinde insandan insana da bulaşabilir.” ifadelerini kullandı.
Uzman Dr.Daldal; “Cizre"de su kesintilerinin çok sık yaşanması halkın su ihtiyaçlarını kendi bireysel yöntemleriyle karşılamaya yönlendirmektedir. Bu amaçla ev içi ve/veya ev dışı su depoları yapma, kuyu açma, tankerlerle su taşınması, çeşme suları, nehir suyu, depo ve sarnıçlarda yağmur suyu biriktirme gibi yollarla su ihtiyacı karşılanmaya çalışılmaktadır.
Su kesintileri sırasında boruların içinde dış ortama göre daha düşük, yani negatif bir basınç oluşur. Çoğunlukla dışkı kaynaklı çeşitli mikroplar bu kirli sularla boruların içine sızabilir. Boruların içine çevrede bulunan kirli suların emilmesi, sonradan şebekeye temiz olarak verilen suyun da musluklardan kirlenmiş olarak gelmesine neden olur. Öte yandan, akımın durması veya yavaşlaması sonucunda su borularının iç yüzeyinde oluşan ve biyofilm olarak adlandırılan tabakadaki mikroplar sayıca çoğalabilir.
Önlemler alınmadığı zaman su kaynaklı salgınlar oluşmakta ve ciddi boyutlara ulaşabilecek bir halk sağlığı sorunu haline gelebilmektedir. Bu nedenle bu tür salgınları engellemek için hem yerel yönetimler yüzeyinde hem de bireysel olarak önlemler alınmalıdır.” dedi.
BİREYSEL OLARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER
Su kesintilerinin yaşandığı dönemlerde kişiler tarafından sıklıkla aşırı miktarda su depolanmakta ve depolanan suların bir kısmı kullanılmadan önce uzun süre bekletildiğini ifade eden Uzm. Dr. Abdulkadir Daldal, “Uzun süre bekleyen sularda zaman içerisinde mikrop sayısı önemli derecede artacağından ihtiyaç fazlası su depolamak uygun değildir. Bu durumda sular geldiğinde öncelikle depolanmış suyu tüketip yeniden taze su depolanmalıdır.
Tüm su borularında zaman içerisinde gözle fark edilemeyecek çok küçük delikler oluşabilmektedir. Bu delikler çok küçük olmakla birlikte borunun çevresindeki kanalizasyon sızıntılarını, tehlikeli elementleri, metalleri ve mikropları geçirebilecek büyüklüktedir. Su kesintisi sırasında ana boru içindeki basınç sıfıra düşeceğe için su borularının çevresindeki kanalizasyon sızıntıları, tehlikeli ve kirli maddeler, ve kirli sular şebeke boruları içine girebilir. Ayrıca daha ince borulardaki basınç ana borudan daha fazla olur. Bunun sonucunda su geriye doğru akacaktır. Örneğin; çamaşır makinesinin içindeki su, içine hortum atılmış bir havuz veya küvetteki su, şebekeye geri emilebilir. Bu şekilde toplu zehirlenme ve salgınlara neden olabilen pis sular su şebekesine girebilir. Bu nedenle su kesintisinden sonra sular yeniden geldiğinde 3-5 dakika ilk gelen su içilmemeli. Ancak boşa akıtıp israf etmemeli ilk gelen suyu tuvalet temizliği vb işlerde kullanmalıdır.” dedi.
İÇME AMACIYLA KULLANILACAK SU KAYNATILMALI
Vatandaşların evlerinde içme amacıyla kullanacağı suyu kesinlikle kaynatması gerektiğini ifade eden Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzm.Dr. Abdulkadir Daldal, “Evlerde damacanalardan su almak için kullanılan pompalar, kullanılmaya başlandıktan kısa süre sonra kirlenirler. Bu nedenle bu tür pompalar mutlaka kullanılacaksa düzenli aralıklar da %1"lik klorlu su içerisinde bekletilmesi ve içerisinden %1"lik klor solüsyonu geçirilmesi gerekmektedir. Temizleme süresi damacana değiştirme zamanlarında olmalıdır. Ev içi küçük depolar (100 – 500 litre vb) su depolamak için uygun değildir. Bu tür depolar hangi maddeden üretilmiş olursa olsun zamanla iç yüzeylerinde mikroorganizma, alg ve yosunlar veya bunları içeren tabakalar meydana gelecektir. Büyük çaplı depolar gibi kolayca temizlenemeyeceklerinden bir süre sonra bu depolar kirlilik kaynağı haline gelecektir. Bu tür depoların kullanılmasının zorunlu olduğu durumlarda depoların insan ve diğer canlılara karşı fiziksel güvenliği sağlanmalı, su depoları yılda en az iki kez temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir. Su kesintileri döneminde özellikle su şebekesine doğrudan bağlı olan ve şebekeden otomatik olarak su alan sistemler (çamaşır makinesi, bulaşık makinesi vb.) şebekeye atık su verebilmektedir. Bu nedenle su kesintisi döneminde bu tür cihazların şebekeden su aldıkları vanalar kapatılmalı veya şebekeyle cihazın irtibatı kesilmelidir.
Güneş ışınları birçok mikroorganizmanın ölmesine neden olurken, sudaki diğer birçok mini canlının da üremesinin artmasına ve suda bazı tehlikeli kimyasalların oluşmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle içme ve kullanma suları doğrudan güneş ışığına maruz kalmamalıdır. Suları soğuk ortamda saklamak ve hatta buz haline getirmek mikroorganizmaları öldürmez, sadece üremelerini engeller. Bu nedenle buzdolabında bekletilen sularda da hastalık riski olabilir. Klor toplumsal olarak kullanılan suların dezenfeksiyonu için bilinen en ideal ve güvenilir yöntemdir. Ancak bireysel kullanım sırasında dikkatli olunmalı ve mutlaka %1"lik klor solüsyonu kullanılmalıdır. İçme sularının bir litresine; %1"lik klor solüsyonundan 10–12 damla ilave edilmesi genel olarak uygun klor dozuna ulaşılmasını sağlamaktadır. Sebze ve meyvelerin yıkanmasında kullanılacak klorlu yıkama suyu için de 1 litre suya 20–25 damla yeterli olacaktır. Sebze ve meyvelerin genelde 30–35 dakika bu suda bekletilmesi uygun olacaktır. %1"lik klor solüsyonu hazırlanması çok kolaydır:1 bardak çamaşır suyunun üzerine 9 bardak normal su konularak kolayca hazırlanır. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta kullanılan çamaşır suyu herhangi bir katkı maddesi içermemesi ve %10 aktif klor (sodyum hipoklorit) içermesidir.
Kişisel olarak kullanmak üzere % 1"lik klor solüsyonu yerine klor tabletleri (üzerlerinde yazan dozajlama talimatına göre) de kullanılabilir. Kontrolsüz ve denetimsiz su kaynaklarından su temin edilmemelidir (ruhsatsız su dağıtım tankerleri, kaynağı bilinmeyen damacana suları, ruhsatsız doğal sular vb.).
Kuyu sularının genel olarak kolayca kirlenebileceği ve arıtma – dezenfeksiyon uygulanmadan kullanımlarının sağlıklı olmayacağı kabul edilmelidir. Bu nedenle kuyu sularının kullanımı ilk tercih olmamalıdır. Kullanılmasının mecburi olduğu durumlarda kuyu suları da diğer sular gibi kullanımdan önce klorlanmalıdır.” ifadelerini kullandı.
Su ve suyun önemi, kullanım şekli, bireysel olarak alınması gereken önlemler, su kesintisinde neler yapılmalı ve buna benzer alınması ve uygulanması pratik olan konularda geniş bir şekilde bilgi veren Cizre Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzm. Dr. Abdulkadir Daldal son olarak damacana veya diğer ambalajlanmış suların tamamının güvenli olmayacağı dikkate alınmalı, su seçimine özen gösterilmesi gerektiğini ifade etti.
Bu haber toplam 10090 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Şırnak Canlı İzle
Günün Karikatürü









Bu habere ilk yorumu siz ekleyin.