Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Hostbine Bilişim
Foto Galeri
Video Galeri
Link Bankası
İstatistik
İp Adresiniz: 38.107.179.222
Sitemizi bugün 2471 kişi ziyaret etmiştir.
Sitemizi şuana kadar toplam 4443229 kişi ziyaret etmiştir.
Karakter boyutu :

DİKA MALİ DESTEK PROGRAMLARININ AÇILIŞI YAPILDI
20 Nisan 2010 Salı 12:26
Aralarında Şırnak’ında bulunduğu 4 ilin katılımıyla oluşturulan Dicle Kankınma Ajansı’nın (DİKA) Mali Destek Programlarının Mardin’de açılışı yapıldı.
ŞIRNAKHABER - İHA - Mardin'de Dicle Kalkınma Ajansı'nın 2010 Yılı Mali Destek Programlarının açılışı Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in de katılımlarıyla yapıldı. Şırnak Valisi Ali Yerlikaya"nın rahatsızlığı nedeniyle katılamadığı toplantıya Şırnak"ı temsilen Şırnak Belediyesi Başkanı Osman Ramazan Uysal, TSO Başkanı Osman Geliş, AK Parti Şırnak İl Genel Meclis Üyesi Süleyman Erener, tüm ilçe ve belde belediye başkanları, bazı kurum amirleri ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı. Mardin Atatürk Kültür Merkezi'nde saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı"nın okunmasıyla başlayan düzenlenen törende daha sonra DİKA"ya üye Şırnak, Batman, Siirt ve Mardin"in tanıtımını yapan tanıtım filmi izlendi.
Törende bir konuşma yapan Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, yerel dinamikleri harekete geçirmek için Türkiye'nin dört bir tarafında ajanslar kurduklarını belirterek, özgürlüğünü yaşayamayan bir insanın hiçbir zaman kalkınmış bir ortamda yaşamış sayılamayacağını söyledi. Bölgede yıllardan beri yaşayan sorunlara dikkat çeken Bakan Yılmaz, "Kalkınmanın odağında insan var. İnsanı odağa aldığınızda da kalkınmaya çok boyutlu bir şekilde bakmanız lazım. İnsanın nasıl ki midesi, kimliği, sosyal yapısı, dini, yaşam şekli farklıysa kalkınmaya da çok boyutlu bakmak zorundasınız. Bunun maddi tarafı varsa manevi tarafı da var. İnsan odaklı düşündüğümüzde sadece ekonomik anlamda değil bir insanın sosyal ihtiyaçlarına cevap vermemiz lazım. İnsanlarımızı özgür bir ortamda yaşatamıyorsak kalkınmadan bahsedemeyiz. Karşımızdakine de aynı şekilde bakmanız gerekiyor. Karşımızdakinin ayrı bir dini, ayrı bir dili konuşuyor, ayrı bir kimliğe sahip, ayrı bir sosyal yapısı ve ayrı eğitim seviyesinden olabilir ama karşınızdaki de bir insan. Ona şiddet uygulayamazsınız. Ona istemediği şeyi dayatamazsınız. Ona hakaret edemezsiniz. Onunla diyalog kurmanız lazım. Birbirimize saygı duymak zorundayız. Bunu yapan ülkeler demokratik ortamı sağlayan ülkelerdir. Ve bunlar sadece kalkınmada değil diğer alanlarda da ilerlemişlerdi. Demokratikleşme geliştikçe ekonomide gelişir. Özellikle bu yörelerimizin uzun yıllar sıkıntılar çektiğini çok iyi biliyoruz. Bu sıkıntılardan dolayı en büyük bedeli bu bölgede yaşayan insanlar ödedi. Onun içindir ki bizler bu bölgeye çok büyük önem veriyoruz" dedi.
Mardin'deki farklılıklara rağmen yaşanan hoşgörü ve barış ortamını örnek veren Bakan Yılmaz, "21. yüzyılda ülkemizin içinde bulunduğu durumu gözeterek enerjimiz kısır döngülerden uzak, farklılıklara saygı göstererek, ortak bir medeniyet ve tarihten beslendiğimiz unutmadan gücümüzü birleştirmeliyiz. Her yanlışın bir vebali var. Eskiden destekler hep kötü bir şekilde sonuçlandı. Buna kesinlikle izin vermemiz lazım. Mutlaka bu kaynakları hak eden rekabetçi ve kaliteli projelere bu kaynakları tahsis etmemiz
lazım. Daha sonrada bu projeleri ciddi bir şekilde takip edip sonuca vardırmamız lazım. Herkesin bu programları duyması lazım. Bazı eleştiriler var. Bu parayı niye yerel odaklı ajanslara veriyorsunuz. Bu eleştirilere en büyük cevap eski dönemlerde verilen destekleri gösteriyoruz. Hiçbir zaman hepsine yüzde yüz destek vermiyoruz. Kullanıcının projede parası yoksa har vurup harman vurabilir. Eksiden yapılan hataların başında bu vardı. Bizler ortaklarımız da para koysun elini taşın altına koysun diyoruz" diye konuştu.
Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehdi Eker ise uzun yıllar antidemokratik uygulamalarla acılar çekmiş bir bölgenin topyekun bir şekilde kalkınması için seferber olduklarını belirterek, "Ülkemiz ve bölgemizin hem daha çok demokratikleşmesi hem de daha çok sivilleşmesi çalışmalarına paralel olarak vatandaşlarımıza daha çok iş kazandıracak daha çok refah kazandıracak. Projelerimizi hayata geçirmeye devam ediyoruz. 1963 yılında kurulan DPT'nin her 5 yılda bir hazırladığı 5 yıllık kalkınma planlarının uygulandı ancak biz bugüne kadar
istenildiği kadar demokratikleşme ve sivilleşme olmadan bu kalkınmanın hedefine ulaşmadığına inanıyoruz. Demokratikleşme ve sivilleşme planlarına paralel olarak kalkınmanın da gerekliğine inanan bir hükümet olarak yerel de kalkınmak için kalkınma ajanslarını bölgelerde kurduk. Bölgenin dinamiklerini ve bölgedeki sıkıntıları en iyi bu bölgedeki insanlar bildiği için onların katkısı onların öneri ve desteği olmadan başarıya ulaşmayacağımızı bildiğimiz için yerel güçlerimizi de bu ajansların birer ortağı
yaptık. Tabana yayılan bir kalkınma çalışması olmadan başarı olmaz" dedi.
Kalkınmanın birkaç boyutuyla birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çeken Bakan Eker, şunları söyledi: "Bu insanların sosyal ve temel insani ihtiyaçları başta olmak üzere altyapı ihtiyaçlarını karşılamadan kalkınma olmaz. Kırsalda ve köylerimizde yaşayanların yollarını yapmadan, sularını sağlamadan, eğitim ve sağlık hizmetlerini vermeden de kalkınma olmaz. Değişimle birlikte Türkiye anayasasını düzeltiyor. Biz şuna inanıyoruz. Özgürlükler geliştikçe demokratikleşme artıkça sivilleşmeler artıkça kalkınma alanlarında daha rahat mesafe alacağız. Bunların da biri eksik kalırsa gelişme ve kalkınma olmaz. Gerek
ülkemizde ve dünyada buna ait yapılan birçok uygulamanın sonucunu biliyoruz. Bu toprakların ruhunda barış vardır. Bu topraklar barışı bugün öğrenmiyor. Bu topraklar barışın şifresini tohumlarına, işlemiş zaten. Biz hatalı bir uygulama ile ne yazık ki bu ortamı ortadan kaldırdık. İnşallah barışı ve kardeşliği ekonomik kalkınma ile çeşitliliklerimizi ayrı bir zenginlik kültür olarak yeniden inşa edeceğiz. Bu toprakları görkemli medeniyetlere beşik yapacağız. Kültürü şekillendiren tarımdır. Tarımı şekillendiren coğrafyadır. Eğer kadim şehir Mardin'de Şırnak'ta Siirt'te ve Batman'da tarih boyunca medeniyetlere beşik olmuşlardır. Bu tabii ki buradaki üretim imkânlarıyla ilişkilidir. Mesela zeytin kutsal bir bitkidir ve bütün dünyaya zeytin Derik'ten dünyaya yayılmıştır. Hububat Karacadağ'dan bütün dünyaya yayılmıştır. Eğer biz bu bölgenin kalkınmasını sağlayacaksak bunun lokomotifi tarım olmalıdır. Tarımsal kalkınmasına önem vermeliyiz. 2012 yılında Mardin ovası sulamaya açılacak. Bir milyon hektar alan sulamaya açılmış olacak. 220 km uzunluktaki ana sulama kanallarını bitireceğiz. Bu toprakları suyla buluşturduğumuz takdirde tarihteki görkemli medeniyeti besleyici fonksiyonuna tekrar kavuşturacağız. Faaliyetlere ilave olarak tarımsal desteklerimiz devam edecek. Tarıma dayalı sanayinin gelişmesi için çalışmalarımız devam ediyor"
Bakan Eker, Türkiye ve bölgede desteklenen tarımsal destekler hakkında bilgi vererek, "2010 yılında 5 milyar 600 milyon TL Türk çiftçisine nakit parasal destek veriyoruz. Tarıma dayalı sanayinin gelişmesi yönünde 500 bin limite kadar eğer tarımsal ürünler ve hayvansal ürünler işleme tesisi paketleme tesisi ambalajlama tesislerine yüzde 50 hibe verdik. Sermayenin yarısına ortağız ama kara ortak değiliz. Türkiye genelinde 1950 proje destekledik. Şu an bu projeler faal ve çalışıyor. 400 tanesi bir kaç hafta içinde bitirilecek. 5. etabında ise 700'ün üzerinde projeye destek verdik. Tarıma dayalı KOBİ diyebileceğimiz 3 bin tane tesis kurulmuş oluyor. Sadece Mardin'de 5. ebatta 105 tane proje destekledik. Çiftçi kardeşlerimize 41 bin makine ekipman desteği verdik. Sadece Mardin'de 554 makine ekipman projesine destek olduk. Yaklaşık 8 milyon TL hibe verdik. Tarımsal mekanizmanın artması üretimin artması demektir" ifadelerini kullandı.
DİKA Genel Sekreteri Abdullah Erin ise, ajans hakkında bilgiler vererek, "DİKA hitap ettiği 4 ilde 30 yıl içinde büyük acılar çeken aşılamayan problemleri olan bölge insanını insanca yaşayabileceği bir seviyeye getirmek için çalışıyor. Sloganımız değişim başladı, bizde artık bu bölgede değişimi başlattık. Eğitim, sağlık, huzur ve sosyal yapı açısından ciddi sorunların yaşandığı bu bölgeye hitap eden ajansımız diğer 26 bölge arasında son sırada. İşsizlik oranı, kişi başına düşen milli gelir ve daha birçok sorun açısından hep en başta geliyor. Bu bölge insanı bunu hak etmiyor. 20 milyon TL'yi bu bölgenin girişimcisi ve insanının istifadesine sunacağız" dedi.
Törende bir konuşma yapan Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, yerel dinamikleri harekete geçirmek için Türkiye'nin dört bir tarafında ajanslar kurduklarını belirterek, özgürlüğünü yaşayamayan bir insanın hiçbir zaman kalkınmış bir ortamda yaşamış sayılamayacağını söyledi. Bölgede yıllardan beri yaşayan sorunlara dikkat çeken Bakan Yılmaz, "Kalkınmanın odağında insan var. İnsanı odağa aldığınızda da kalkınmaya çok boyutlu bir şekilde bakmanız lazım. İnsanın nasıl ki midesi, kimliği, sosyal yapısı, dini, yaşam şekli farklıysa kalkınmaya da çok boyutlu bakmak zorundasınız. Bunun maddi tarafı varsa manevi tarafı da var. İnsan odaklı düşündüğümüzde sadece ekonomik anlamda değil bir insanın sosyal ihtiyaçlarına cevap vermemiz lazım. İnsanlarımızı özgür bir ortamda yaşatamıyorsak kalkınmadan bahsedemeyiz. Karşımızdakine de aynı şekilde bakmanız gerekiyor. Karşımızdakinin ayrı bir dini, ayrı bir dili konuşuyor, ayrı bir kimliğe sahip, ayrı bir sosyal yapısı ve ayrı eğitim seviyesinden olabilir ama karşınızdaki de bir insan. Ona şiddet uygulayamazsınız. Ona istemediği şeyi dayatamazsınız. Ona hakaret edemezsiniz. Onunla diyalog kurmanız lazım. Birbirimize saygı duymak zorundayız. Bunu yapan ülkeler demokratik ortamı sağlayan ülkelerdir. Ve bunlar sadece kalkınmada değil diğer alanlarda da ilerlemişlerdi. Demokratikleşme geliştikçe ekonomide gelişir. Özellikle bu yörelerimizin uzun yıllar sıkıntılar çektiğini çok iyi biliyoruz. Bu sıkıntılardan dolayı en büyük bedeli bu bölgede yaşayan insanlar ödedi. Onun içindir ki bizler bu bölgeye çok büyük önem veriyoruz" dedi.
Mardin'deki farklılıklara rağmen yaşanan hoşgörü ve barış ortamını örnek veren Bakan Yılmaz, "21. yüzyılda ülkemizin içinde bulunduğu durumu gözeterek enerjimiz kısır döngülerden uzak, farklılıklara saygı göstererek, ortak bir medeniyet ve tarihten beslendiğimiz unutmadan gücümüzü birleştirmeliyiz. Her yanlışın bir vebali var. Eskiden destekler hep kötü bir şekilde sonuçlandı. Buna kesinlikle izin vermemiz lazım. Mutlaka bu kaynakları hak eden rekabetçi ve kaliteli projelere bu kaynakları tahsis etmemiz
lazım. Daha sonrada bu projeleri ciddi bir şekilde takip edip sonuca vardırmamız lazım. Herkesin bu programları duyması lazım. Bazı eleştiriler var. Bu parayı niye yerel odaklı ajanslara veriyorsunuz. Bu eleştirilere en büyük cevap eski dönemlerde verilen destekleri gösteriyoruz. Hiçbir zaman hepsine yüzde yüz destek vermiyoruz. Kullanıcının projede parası yoksa har vurup harman vurabilir. Eksiden yapılan hataların başında bu vardı. Bizler ortaklarımız da para koysun elini taşın altına koysun diyoruz" diye konuştu.
Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehdi Eker ise uzun yıllar antidemokratik uygulamalarla acılar çekmiş bir bölgenin topyekun bir şekilde kalkınması için seferber olduklarını belirterek, "Ülkemiz ve bölgemizin hem daha çok demokratikleşmesi hem de daha çok sivilleşmesi çalışmalarına paralel olarak vatandaşlarımıza daha çok iş kazandıracak daha çok refah kazandıracak. Projelerimizi hayata geçirmeye devam ediyoruz. 1963 yılında kurulan DPT'nin her 5 yılda bir hazırladığı 5 yıllık kalkınma planlarının uygulandı ancak biz bugüne kadar
istenildiği kadar demokratikleşme ve sivilleşme olmadan bu kalkınmanın hedefine ulaşmadığına inanıyoruz. Demokratikleşme ve sivilleşme planlarına paralel olarak kalkınmanın da gerekliğine inanan bir hükümet olarak yerel de kalkınmak için kalkınma ajanslarını bölgelerde kurduk. Bölgenin dinamiklerini ve bölgedeki sıkıntıları en iyi bu bölgedeki insanlar bildiği için onların katkısı onların öneri ve desteği olmadan başarıya ulaşmayacağımızı bildiğimiz için yerel güçlerimizi de bu ajansların birer ortağı
yaptık. Tabana yayılan bir kalkınma çalışması olmadan başarı olmaz" dedi.
Kalkınmanın birkaç boyutuyla birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çeken Bakan Eker, şunları söyledi: "Bu insanların sosyal ve temel insani ihtiyaçları başta olmak üzere altyapı ihtiyaçlarını karşılamadan kalkınma olmaz. Kırsalda ve köylerimizde yaşayanların yollarını yapmadan, sularını sağlamadan, eğitim ve sağlık hizmetlerini vermeden de kalkınma olmaz. Değişimle birlikte Türkiye anayasasını düzeltiyor. Biz şuna inanıyoruz. Özgürlükler geliştikçe demokratikleşme artıkça sivilleşmeler artıkça kalkınma alanlarında daha rahat mesafe alacağız. Bunların da biri eksik kalırsa gelişme ve kalkınma olmaz. Gerek
ülkemizde ve dünyada buna ait yapılan birçok uygulamanın sonucunu biliyoruz. Bu toprakların ruhunda barış vardır. Bu topraklar barışı bugün öğrenmiyor. Bu topraklar barışın şifresini tohumlarına, işlemiş zaten. Biz hatalı bir uygulama ile ne yazık ki bu ortamı ortadan kaldırdık. İnşallah barışı ve kardeşliği ekonomik kalkınma ile çeşitliliklerimizi ayrı bir zenginlik kültür olarak yeniden inşa edeceğiz. Bu toprakları görkemli medeniyetlere beşik yapacağız. Kültürü şekillendiren tarımdır. Tarımı şekillendiren coğrafyadır. Eğer kadim şehir Mardin'de Şırnak'ta Siirt'te ve Batman'da tarih boyunca medeniyetlere beşik olmuşlardır. Bu tabii ki buradaki üretim imkânlarıyla ilişkilidir. Mesela zeytin kutsal bir bitkidir ve bütün dünyaya zeytin Derik'ten dünyaya yayılmıştır. Hububat Karacadağ'dan bütün dünyaya yayılmıştır. Eğer biz bu bölgenin kalkınmasını sağlayacaksak bunun lokomotifi tarım olmalıdır. Tarımsal kalkınmasına önem vermeliyiz. 2012 yılında Mardin ovası sulamaya açılacak. Bir milyon hektar alan sulamaya açılmış olacak. 220 km uzunluktaki ana sulama kanallarını bitireceğiz. Bu toprakları suyla buluşturduğumuz takdirde tarihteki görkemli medeniyeti besleyici fonksiyonuna tekrar kavuşturacağız. Faaliyetlere ilave olarak tarımsal desteklerimiz devam edecek. Tarıma dayalı sanayinin gelişmesi için çalışmalarımız devam ediyor"
Bakan Eker, Türkiye ve bölgede desteklenen tarımsal destekler hakkında bilgi vererek, "2010 yılında 5 milyar 600 milyon TL Türk çiftçisine nakit parasal destek veriyoruz. Tarıma dayalı sanayinin gelişmesi yönünde 500 bin limite kadar eğer tarımsal ürünler ve hayvansal ürünler işleme tesisi paketleme tesisi ambalajlama tesislerine yüzde 50 hibe verdik. Sermayenin yarısına ortağız ama kara ortak değiliz. Türkiye genelinde 1950 proje destekledik. Şu an bu projeler faal ve çalışıyor. 400 tanesi bir kaç hafta içinde bitirilecek. 5. etabında ise 700'ün üzerinde projeye destek verdik. Tarıma dayalı KOBİ diyebileceğimiz 3 bin tane tesis kurulmuş oluyor. Sadece Mardin'de 5. ebatta 105 tane proje destekledik. Çiftçi kardeşlerimize 41 bin makine ekipman desteği verdik. Sadece Mardin'de 554 makine ekipman projesine destek olduk. Yaklaşık 8 milyon TL hibe verdik. Tarımsal mekanizmanın artması üretimin artması demektir" ifadelerini kullandı.
DİKA Genel Sekreteri Abdullah Erin ise, ajans hakkında bilgiler vererek, "DİKA hitap ettiği 4 ilde 30 yıl içinde büyük acılar çeken aşılamayan problemleri olan bölge insanını insanca yaşayabileceği bir seviyeye getirmek için çalışıyor. Sloganımız değişim başladı, bizde artık bu bölgede değişimi başlattık. Eğitim, sağlık, huzur ve sosyal yapı açısından ciddi sorunların yaşandığı bu bölgeye hitap eden ajansımız diğer 26 bölge arasında son sırada. İşsizlik oranı, kişi başına düşen milli gelir ve daha birçok sorun açısından hep en başta geliyor. Bu bölge insanı bunu hak etmiyor. 20 milyon TL'yi bu bölgenin girişimcisi ve insanının istifadesine sunacağız" dedi.
Bu haber toplam 6090 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Şırnak Canlı İzle
Günün Karikatürü









Bu habere ilk yorumu siz ekleyin.