Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Hostbine Bilişim
şırnak haber
şırnak
Foto Galeri
Video Galeri
Link Bankası
İstatistik
İp Adresiniz: 38.107.191.118
Sitemizi bugün 834 kişi ziyaret etmiştir.
Sitemizi şuana kadar toplam 1090422 kişi ziyaret etmiştir.
Karakter boyutu :

BAŞBAKAN ERDOĞAN: "IRKÇILIK VE İSLAMAFOBİA BİR İNSANLIK SUÇUDUR"
01 Mart 2010 Pazartesi 09:28
Erdoğan, İstanbul'da Türk Soydaş ve Akraba buluşmasına katıldı.
İHA-Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ırkçılık ve islamafobianın bir insanlık suçu olduğunu belirterek, "Başta Avrupa olmak üzere kimi ülkelerde tırmanan vatandaşlarımıza ve soydaşlarımıza yönelen ırkçı saldırıları bir kez daha şiddetle kınıyoruz" dedi.
Erdoğan, Devlet Bakanı Faruk Çelik'in koordinasyonunda Grand Cevahir Otel'de düzenlenen Türk, soydaş ve akraba topluluklarının kurmuş oldukları sivil toplum örgütleriyle, ''buluşma yemeği''nde bir araya geldi. Yemekte konuşan Erdoğan, katılımcılara seslenerek, "Tarih ve talih bizi ayrı coğrafyalara dağıtmış olabilir ama bizim gönüllerimiz bir. Yüreklerimiz ortak çarpıyor. Biz hepimiz kardeşiz. Biz aynı boyun evlatlarıyız. Bizim sevincimiz bir, hüznümüz bir. Biz, tek bir ailenin fertleriyiz. Biz, hep
birlikte bir aileyiz. Her birimiz bin yılların ötesinden gelen ortak bir kültürün, ortak geleneklerin, ortak tarihin mensuplarıyız. Tarihimiz ve kültürümüzle gururluyuz. Medeniyetimizle gururluyuz. Bulunduğumuz her yerde bizler barışın temsilcileri olduk" dedi.
Erdoğan, son 7 yılda 81 ülkeye 233 ziyaret gerçekleştirdiğini hatırlatarak, "Gittiğim her ülkede, o ülkenin devlet başkanları, başbakanları, üst düzey yetkilileri bana Türklerin çalışkanlığından, dürüstlüğünden övgüyle söz ettiler. Her gittiğim ülkede oradaki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından dolayı gururlandım. Bize bunu yaşattığınız için Allah razı olsun. Bizim çabalarımız, sizin oralarda huzur içinde yaşamanız içindir. Bizim gayretlerimiz, sizlerin orada onurlu birer vatandaş olarak yaşamanız
içindir. Türkiye ne kadar güçlü olursa, sizler de oralarda güçlü olacaksınız. Türkiye ne kadar itibarlı olursa, sizlerin de itibarı oralarda o denli yüksek olacaktır. Sizler, hakkı cesaretle söyleyen bir ülkenin evlatlarısınız. Hiçbir yerde boynunuzu bükmeyin, bize boyun bükmek yakışmaz. Kendinizi yalnız, dışlanmış hissetmeyin" diye konuştu.
Katılımcılara, Türkiye'nin AB üyeliği yolunda yaşanan gelişmelere ilişkin bilgiler de veren Erdoğan, şunları söyledi:
"Türkiye, AB üyeliği yolunda büyük kazanımlar elde etti. Katılım müzakerelerine başladık. Müzakereleri kararlılıkla sürdürüyoruz. Avrupa Birliği üyesi ülkelerde, oranın vatandaşı olarak yaşayan Türk sayısı yaklaşık 5.5 milyon civarı. Bugün AB üyesi kimi ülkelerin nüfusundan kat ve kat fazla. Biz, Asya'yı bırakıp Avrupa'ya, veya Avrupa'yı bırakıp Asya'ya yönelen bir ülke değiliz. Biz, artık dünya ülkesi Türkiye'yiz. Türkiye, artık gündemi belirlenen bir ülke değil, dünyada gündem belirleyen bir ülkedir.
'Türkiye Avrupalı değil' diyorlar. Bunu hangi düşünceyle söylüyorsun. İnanın cevap veremiyorlar. Güney Kıbrıs'ı hangi kriterle AB'ye aldınız. Karar siyasi. Biz uzun ince bir yoldayız. Adam olana zoru başarmak yakışır, biz bunu başaracağız. Türkiye'nin AB'ye yük olacağını iddia edenler, ufuktan, vizyondan, gelecek tasavvurundan uzak olanlardır. Türkiye AB'ye yük olamaz, tam tersine AB'ye vizyon katar. Türkiye'nin AB üyeliğini seçim malzemesi yapmak isteyenler, Türkler üzerinden istismar siyaseti güdenler
bilsinler ki Türkiye onların dar ufuklarına sığmayacak kadar büyük bir ülkedir."
Erdoğan, ırkçılığın bir insanlık suçu olduğunu belirterek, "Başta Avrupa olmak üzere kimi ülkelerde tırmanan vatandaşlarımıza ve soydaşlarımıza yönelen ırkçı saldırıları bir kez daha şiddetle kınıyoruz. Artan ırkçı eğilimler karşısında sessiz kalan liderleri, açıklamalarıyla ırkçılığı körükleyen yetkilileri uyarıyorum" dedi.
Antisemitizmin bir insanlık suçu olduğunu ifade eden Erdoğan, aynı şekilde islamafobianın da insanlık suçu olduğunun altını çizdi. Başbakan Erdoğan, "Marjinal örneklerden yola çıkarak tüm Müslümanların töhmet altında bırakılması son derece yanlıştır. Kılık kıyafetinden, kullandığı kelimelerden dolayı insanlara ön yargıyla yaklaşılması, dışlanmaları, ötelenmeleri haksızlıktır, hukuksuzluktur.
Müslümanlara yönelik rencide edici tavır, söylem, politika ve yayınlar ifade özgürlüğü bahanesinin arkasına gizlenemez. Mesela karikatür, yok böyle bir şey. Karikatürize edeceksen, kendi değerlerini karikatürize et. Kalkıp da farklı inanç gruplarının saygın olan değerlerini karikatürize etmeyi kimse özgürlükler dünyası içinde tanımlayamaz. Özgürlükler sınırsız değildir. Özgürlük alanı bir başkasının özgürlük alanına kadardır. O özgürlük alanının sınırına geldiğin zaman senin özgürlük alanın biter. İnancına
güvenen, inanç hürriyetinden korkmaz. Biz inancımıza da, düşüncemize de güveniyoruz. Ne inanç ne de düşünce hürriyetinden korkmuyoruz. Farklılıklar eşit saygıyı hak eder. Ayırımcılık politika malzemesi yapılamaz. Temel haklar referanduma götürülemez" diye konuştu.
Türkiye'nin bir çok şehrinde farklı dinlerin, kültürlerin bir arada yaşadığını ifade eden Erdoğan, Bizim göğe yükselen minarelerimiz, çan sesini bastırmaz. Onları dışlamaz. Hakkı çiğnenen kim olursa olsun, biz onların yanında olmak zorundayız. Türkiye olarak yerkürenin neresinde olursa olsun haksızlığa uğramış insanlar için sesimizi yükselttik, yükseltmeye de devam edeceğiz. Bizim hassasiyetimiz onların birer insan olmalarından kaynaklanıyor" dedi.
Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:
"Biz tüm ülkelerin nükleer silah sahibi olmasına karşı çıkıyoruz. Hiçbirinde olmayacak. Başta BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri önce kendinizden başlayacaksınız ki sözün tesiri olsun. Daimi üyelerde sayısız nükleer silah olacak, sonra başkasına 'yapma' diyeceksin. Sende var. Bu adalet mi. Adaletin olmadığı bir dünyada küresel barışı konuşamayız. Sıkıntı buradan geliyor. Bunların medeniyetinde böyle bir anlayış yok. Biz adaleti, insani değerleri savunuyoruz. Bunu yaparken de ayırım gözetmiyoruz. Türk
kültürünün mirası üzerinde mesuliyetimiz var."
Erdoğan, Devlet Bakanı Faruk Çelik'in koordinasyonunda Grand Cevahir Otel'de düzenlenen Türk, soydaş ve akraba topluluklarının kurmuş oldukları sivil toplum örgütleriyle, ''buluşma yemeği''nde bir araya geldi. Yemekte konuşan Erdoğan, katılımcılara seslenerek, "Tarih ve talih bizi ayrı coğrafyalara dağıtmış olabilir ama bizim gönüllerimiz bir. Yüreklerimiz ortak çarpıyor. Biz hepimiz kardeşiz. Biz aynı boyun evlatlarıyız. Bizim sevincimiz bir, hüznümüz bir. Biz, tek bir ailenin fertleriyiz. Biz, hep
birlikte bir aileyiz. Her birimiz bin yılların ötesinden gelen ortak bir kültürün, ortak geleneklerin, ortak tarihin mensuplarıyız. Tarihimiz ve kültürümüzle gururluyuz. Medeniyetimizle gururluyuz. Bulunduğumuz her yerde bizler barışın temsilcileri olduk" dedi.
Erdoğan, son 7 yılda 81 ülkeye 233 ziyaret gerçekleştirdiğini hatırlatarak, "Gittiğim her ülkede, o ülkenin devlet başkanları, başbakanları, üst düzey yetkilileri bana Türklerin çalışkanlığından, dürüstlüğünden övgüyle söz ettiler. Her gittiğim ülkede oradaki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından dolayı gururlandım. Bize bunu yaşattığınız için Allah razı olsun. Bizim çabalarımız, sizin oralarda huzur içinde yaşamanız içindir. Bizim gayretlerimiz, sizlerin orada onurlu birer vatandaş olarak yaşamanız
içindir. Türkiye ne kadar güçlü olursa, sizler de oralarda güçlü olacaksınız. Türkiye ne kadar itibarlı olursa, sizlerin de itibarı oralarda o denli yüksek olacaktır. Sizler, hakkı cesaretle söyleyen bir ülkenin evlatlarısınız. Hiçbir yerde boynunuzu bükmeyin, bize boyun bükmek yakışmaz. Kendinizi yalnız, dışlanmış hissetmeyin" diye konuştu.
Katılımcılara, Türkiye'nin AB üyeliği yolunda yaşanan gelişmelere ilişkin bilgiler de veren Erdoğan, şunları söyledi:
"Türkiye, AB üyeliği yolunda büyük kazanımlar elde etti. Katılım müzakerelerine başladık. Müzakereleri kararlılıkla sürdürüyoruz. Avrupa Birliği üyesi ülkelerde, oranın vatandaşı olarak yaşayan Türk sayısı yaklaşık 5.5 milyon civarı. Bugün AB üyesi kimi ülkelerin nüfusundan kat ve kat fazla. Biz, Asya'yı bırakıp Avrupa'ya, veya Avrupa'yı bırakıp Asya'ya yönelen bir ülke değiliz. Biz, artık dünya ülkesi Türkiye'yiz. Türkiye, artık gündemi belirlenen bir ülke değil, dünyada gündem belirleyen bir ülkedir.
'Türkiye Avrupalı değil' diyorlar. Bunu hangi düşünceyle söylüyorsun. İnanın cevap veremiyorlar. Güney Kıbrıs'ı hangi kriterle AB'ye aldınız. Karar siyasi. Biz uzun ince bir yoldayız. Adam olana zoru başarmak yakışır, biz bunu başaracağız. Türkiye'nin AB'ye yük olacağını iddia edenler, ufuktan, vizyondan, gelecek tasavvurundan uzak olanlardır. Türkiye AB'ye yük olamaz, tam tersine AB'ye vizyon katar. Türkiye'nin AB üyeliğini seçim malzemesi yapmak isteyenler, Türkler üzerinden istismar siyaseti güdenler
bilsinler ki Türkiye onların dar ufuklarına sığmayacak kadar büyük bir ülkedir."
Erdoğan, ırkçılığın bir insanlık suçu olduğunu belirterek, "Başta Avrupa olmak üzere kimi ülkelerde tırmanan vatandaşlarımıza ve soydaşlarımıza yönelen ırkçı saldırıları bir kez daha şiddetle kınıyoruz. Artan ırkçı eğilimler karşısında sessiz kalan liderleri, açıklamalarıyla ırkçılığı körükleyen yetkilileri uyarıyorum" dedi.
Antisemitizmin bir insanlık suçu olduğunu ifade eden Erdoğan, aynı şekilde islamafobianın da insanlık suçu olduğunun altını çizdi. Başbakan Erdoğan, "Marjinal örneklerden yola çıkarak tüm Müslümanların töhmet altında bırakılması son derece yanlıştır. Kılık kıyafetinden, kullandığı kelimelerden dolayı insanlara ön yargıyla yaklaşılması, dışlanmaları, ötelenmeleri haksızlıktır, hukuksuzluktur.
Müslümanlara yönelik rencide edici tavır, söylem, politika ve yayınlar ifade özgürlüğü bahanesinin arkasına gizlenemez. Mesela karikatür, yok böyle bir şey. Karikatürize edeceksen, kendi değerlerini karikatürize et. Kalkıp da farklı inanç gruplarının saygın olan değerlerini karikatürize etmeyi kimse özgürlükler dünyası içinde tanımlayamaz. Özgürlükler sınırsız değildir. Özgürlük alanı bir başkasının özgürlük alanına kadardır. O özgürlük alanının sınırına geldiğin zaman senin özgürlük alanın biter. İnancına
güvenen, inanç hürriyetinden korkmaz. Biz inancımıza da, düşüncemize de güveniyoruz. Ne inanç ne de düşünce hürriyetinden korkmuyoruz. Farklılıklar eşit saygıyı hak eder. Ayırımcılık politika malzemesi yapılamaz. Temel haklar referanduma götürülemez" diye konuştu.
Türkiye'nin bir çok şehrinde farklı dinlerin, kültürlerin bir arada yaşadığını ifade eden Erdoğan, Bizim göğe yükselen minarelerimiz, çan sesini bastırmaz. Onları dışlamaz. Hakkı çiğnenen kim olursa olsun, biz onların yanında olmak zorundayız. Türkiye olarak yerkürenin neresinde olursa olsun haksızlığa uğramış insanlar için sesimizi yükselttik, yükseltmeye de devam edeceğiz. Bizim hassasiyetimiz onların birer insan olmalarından kaynaklanıyor" dedi.
Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:
"Biz tüm ülkelerin nükleer silah sahibi olmasına karşı çıkıyoruz. Hiçbirinde olmayacak. Başta BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri önce kendinizden başlayacaksınız ki sözün tesiri olsun. Daimi üyelerde sayısız nükleer silah olacak, sonra başkasına 'yapma' diyeceksin. Sende var. Bu adalet mi. Adaletin olmadığı bir dünyada küresel barışı konuşamayız. Sıkıntı buradan geliyor. Bunların medeniyetinde böyle bir anlayış yok. Biz adaleti, insani değerleri savunuyoruz. Bunu yaparken de ayırım gözetmiyoruz. Türk
kültürünün mirası üzerinde mesuliyetimiz var."
Bu haber toplam 1080 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Şırnak Canlı İzle
Günün Karikatürü









Bu habere ilk yorumu siz ekleyin.